Fakir Baykurt’un “Öykü Nedir?” Sorusuna Cevabı

0
37

Kendi öykü anlayışıma gelince: Roman birkaç oturuşta okunur, öykü bir oturuşta. Böyle olmalıdır. Bir oturuşta bitmeyen öykünün yaratacağı etki parçalanır. Romanda bunun sakıncası yok gibidir. İlk oturuşta okunan sayfaların etkisi dağılmışsa, ikinci oturuşta birkaç sayfa açılınca toparlanır gene. Öykünün bu olanağı yoktur.
Uzun, çok uzun öykülerden yana değil, kısa öykülerden yanayım ben. Bir oturuşta yazılmalı, bir oturuşta okunmalı öykü. Bir olayı, bir durumu, bir kişiyi bir nesneyi, derli toplu, çarpıcı, güzel bir anlatımla vermeli, verivermeli!
Kimileri bir anın, bir dar zamanın olayını vermekten yanadır. O kadar değil. Kesitleri anlatabileceği gibi, geniş açılımları, bütünleri de anlatabilir. Uzun sürelerin, geniş dönemlerin olayını da anlatabilir. Ama dil iyice arı, iyice damıtık, anlatım yalın, söz dolana dolana değil, doğrudan doğruya, tıpkı bir gülle gibi, ok gibi olmalıdır.
Öncelerden çok yazılmış, sakızı çıkarılmış konuları, alışılmışın alışılmışıyle değil, elden geldiğince yazılmamış, anlatılmamış, taze konuları, yeni bir bakışla, yeni bir anlatımla vermelidir.
Asıl önemlisi, yazıldığı dönemin tarihsel, toplumsal renklerini, özelliklerini içermeli, az da olsa belge işlevi yüklenebilmelidir. Ama sadece belge değil, belgesellikten de ileri, tarih ve toplum olaylarının bilincine varan, vardıran, böylece etkileyip sarsan “estetik bir anlatım” olmalıdır öykü.

 

Fakir Baykurt

Yorum Bırak (Leave a reply)

Lütfen yorumunuzu bırakın! (Please enter your comment! )
Lütfen adınızı buraya girin (Please enter your name here)