Güzelliğin Bittiği Yerde | Sabahat Emir

 

     Kendi deyimiyle kulaklarından enerji fışkırtacak dört başı mamur bir kahvaltıdan sonra çalışmaya başlamadan önce, sabah kahvesini içmek üzere sallanır koltuğuna kuruldu. Piposunu yaktı. Karısı bol köpüklü kahveyi eline tutuşturduğunda keyfine diyecek yoktu. “Düzen bu diyordu içinden, iyi bir kahvaltı, sıcak bir yuva, sadık ve becerikli bir kadın! Yalnız becerikli mi? Güzel de…” Onun arkasından koştuğu gençlik günlerini hatırlayıp tatlı tatlı güldü. “Alamazsam ölürüm.” dediğiyle bir ömür nasıl da çabuk geçmiş, bu sakin, bu dengeli ve yaşama tutkusu dolu ana ne çabuk gelinmişti.

    • – Neden gülüyorsun Rıza Bey? Ne düşünüyorsun?

     Sabah gazetelerini alıp da köşe başına kurulmaya hazırlanan karısına baktı. “Seni” dedi okşar gibi bir sesle. “A!” dedi kadın sevimli bir şaşkınlıkla. Yüzü al al olarak oturdu. “İşte şimdi ki tazelerle yılların kadınları arasındaki ayrıcalık. İnsan şu yersiz; ama güzel mahcubiyet karşısında dize gelir, kul köle olabilir. Şarap gibi olan aşk değil aslında; şu kadın!… Benim karım. Gittikçe tatlılaşıyor.” diye düşündü Rıza Bey daldı gitti.

 

Sabahat Emir – Güzelliğin Bittiği Yer

(TDK Yayınları)

Yanıtla:

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazınız